Kamagra 100 mg kamagra 100
Generic Cialis Uk Kamagra Oral Jelly Uk Generic Viagra Uk Viagra Online Uk Cialis Online Uk Cheap Kamagra Uk
BAŞARI ÖYKÜLERİ
Fahri ORHAN

“Fahri amca köyümüzde çocuklara okumaya tesvik olsun diye kusaktan kusaga anlatilan meshur “Zencir” hikayesinin kahramani. Olayi anlatirken zevkle dinledik ve sanki bizde yasadik. ( Hele akbayiri çikarken ben de bayagi zorlandim )  
Disiplinli ve çaliskan. Enerjisinden ve heyecanindan bir sey kaybetmemis. Hala meslegini severek yapmakta. Örnek alinacak önemli degerlerimizden biri “  

1940 Senesinde Çeyili ebe vardi köyde, onun araciligiyla dogmusum. Çocukluk yillarim çok güzel geçti. Rafet, imam olan Ayannan Ahmet, Yusuf bunlar bizim akranlarimizdi. Çok güzel ve zevkli bayram günlerini hatirliyorum. Yaren gezmeleri yapardik. Her evi dolanirdik. Benim dedem Hafiz Nuri, o dönemlerde köyün hem imamligini hem de muhtarligini yapmis. Onlardan dolayi beni kiymetli büyütmüsler. Köyde hiç unutamadigim seylerden biri bana bir tane lastik ayakkabi alinmisti, sogukguyu lastiklerinden, bagda oynarken lastiklerden bir tanesi arga kaçti. Tabi eve agliya agliya gittim. Dedem itibarli oldugundan lastigin bulunmasi için argin suyunu kestiler. Köylüler ve akrabalirimiz lastigi aramaya çikti. Uzun aramalardan sonra lastik bir yere batmis olarak bulundu. Lastik veya ayakkabi yoktu o dönemlerde. Benim için önemli oldugundan onu hatirliyorum. Belli kisilerin ayaginda lastik vardi.
 

Daha sonra ilkokula basladim. Ilkokul yillarim da güzel ve zevkliydi. Okul tatil olduktan sonra gül koparmaya giderdik. Okulun çok güzel açan akasyalari ve gülleri vardi. Halen cumartesi günleri tatil oldugumuz zamanlari, bayrak merasimini falan çok iyi hatirlarim. Ögretmenimiz ögrenciyi tesvik edici okuma ve problem çözme yarismalari  yapardi.
Kim hangi dakikada ne kadar okuyacak, kim su problemi daha hizli çözecek gibi. O zamanin ögretmenleri ortaokuldan sonra üç sene daha okuyup mezun oluyordu. Simdiki gibi 8-10 sene okumuyordu. Üç sene sonra mezun oluyordu ama, gerçekten iyi ögretmenlerdi.


Ilkokulu bitirdikten sonra anne ve babam okumam için baski yapmaya basladi.
Ille okuyacaksin, büyük adam olacaksin dediler. Anam çaliskan ve iddiali bir insandi.
“Benim oglum okuyacak, kaymakam olacak” derdi. Para durumlari yetismedigi için kardesimi okutmadilar. Ögretmenim de beni okusun diye tesvik ettigi için beni okuttular.


Beypazarinda yatili okuyordum. O zaman yatili okumak kolay degil, çok zor ve masrafliydi. Elbise, üsbas aliniyor, bunlar zor isler. Benim için önemli hatiralardan biri de, orta üçe geçtigim sene, Matematikten ikmalim de vardi. Köyde baktim, Alaattin, Rafet, Yusuf  falan tüm akranlarim kizlari bulmus nisanlaniyor. Herkesin arkadasi var, dünürleri var. Ben de “Okumiyayimda evleneyim” diye düsündüm. Ne lüzum var bu kadar okumaya. O zaman köyün durumlari çok iyi. Böylece anneme “ Ben okumiyacagim, okulu birakacagim” dedim. “Niye oglum” diye sordu, biz sana bu kadar masraf yaptik. Benim okumami istiyorlar. Fakat evlenecegim diyemiyorum.  Nasil olsa evlendirecekler. Durumu annem babama söylemis. Babam “Oglum sen okumak istemiyormusun ? Biz sana üç senedir büyük masraflar yaptik, yatili okulda okutuyoruz, giyindiriyoruz, nacar saat aldik, ne olacak simdi, olurmu okumamak” dedi.  Geldiler konustular, israr ettiler. Fakat ben kararliydim, çünkü herkes evleniyor. Istemiyorum, birakacagim okulu. “Tüm arkadaslarim nisanlaniyor, onun için ben de okumak istemiyorum” dedim. Onlarda “Peki o zaman, burada çalisacaksin, ettigim masrafi bir senede çikartacagim” dedi babam. Ondan sonra çalismaya basladim, oduna gidiyorum, odundan geliyorum, misir getir diyorlar, ayakkabi falan alma yok, eskilerle idare ediyorum. Bana nerdeyse eziyet ediyorlar. Fakat ben evlenecegim diye çalisiyorum ve katlaniyorum.

Bir gün babamla yine daga gidiyoruz. Tam akbayiri çiktik  Kan revan içinde öküzlerle falan. Babam megerse planlamis. Bana “Oglum, ben zenciri evde unutmusum. Sen bu zenciri alip geleceksin, ben burada bekliyecegim, çabuk getireceksin” dedi. Hava çok sicak. Kosa kosa eve geldim. Zaten zenciri görmem için açiga, kolay bir yere koymus. O kadar çok yorulmusum ki, bir köpegimiz vardi. “Suna bak ne güzel yatiyor , ben ise ne kadar zorluk çekiyorum” diye hayiflandim. Sirtima zenciri yüklendim ve akbayira çiktim. Bana o kadar çok zor geldiki. Zenciri o yokustan çikartirken kendi kendime “Bu böyleyse ben okuyacagim” diye düsündüm. Babama zenciri vermeden önce, “Baba ben okuyacagim. Çok zor geldi bana bu is” dedim. “Hah oglum iste onu yap, otur bakalim suraya, bugünden itibaren senin isin yok, artik çalismiyacaksin, ögleye kadar uyu, okumana bak, sinifini geç” dedi. O günden sonra beni ise götürmediler ve rahatlattilar. Bu zencir olayi benim okumama neden oldu. Eger o zencirle akbayiri çikmasaydim bu günlere gelemezdim.  

Daha sonra Kastamonu lisesine gittim. Orada okudum. Okulumda Biyoloji Ögretmeni beni çok sevdi. Banada Biyoloji ögretmeni ol diye telkinde bulundu. Bende umumiyetle katildim önerisine. Sunu çok samimi söylüyorum,  hani derler ya, artik ben meslegimi sevmiyorum, ama ben bir daha dünyaya gelsem yine su anki meslegimi seçerdim. Her seyimi Biyoloji Ögretmenligi sayesinde kazandim. Meslegimi severek yaptim. Çok hosuma gittigi için yasim 65 oldugu halde hala çalisiyorum, dershanelerde ders veriyorum. Bir noktadan sonra para meselesi degil, artik onu astim, is askiyla sürdürüyorum meslegimi. 

Iki tane oglum var, bir tanesi Amerika’da, bir tanesi de burada. Uluslarasi iliskileri bitirdi. Asam’ da çalisiyor. Ikisi de master’ ini yapti. ALLAH’a sükür iyiyiz. Zencir sayesinde her seye kavustuk. Sansimiz da iyi gitti. Bizi belli yerlere getirdi. 

Ben, Tacettin, Hulusi, Mehmet TASEL’ le beraber okudum. Selehattin abi bir önder ama, ondan sonra gelenlerde biz dört arkadas birbirimize çok bagliydik. Köyde bizi örnek alirlardi. Dördümüz maddi, manevi her konuda paylasimciydik. Paramizi paylasirdik, sevdigimiz kizlari birbirimize söylerdik, üzüldügümüz noktalari birbirimize anlatirdik, yani her seyimizi paylasirdik. Birbirimize çok bagliydik. Örnek bir arkadaslagimiz vardi. Köprübasina gider, yer - içerdik, aksamlari da türbe dedeye gider, orada otururduk. Bu dört kisi sürekli beraber gezerdik. Diger arkadaslardan bize katilan olmazdi. Onun için köyde bizden sonra gelen ve okuyan nesiller bana, “Biz sizin yakaladiginiz sinerjiyi yakaliyamiyoruz” diyorlar.
Biz birbirimizin her seyiyle ilgilenirdik. Hem köyde hem disarida birbirimizi kollardik.  

M.DOGANÖZ : Basarinizi neye bagliyorsunuz ? 

F.ORHAN : Sevgiye ve çalismaya bagliyorum. Her seyin basinda da sevgiyi görüyorum. Eger seversen çalisiyorsun, sevmezsende çalismiyorsun. Bir de disiplin sart. Illa disiplinin olmasi için asker olmak gerekmez. Her konuda disiplinli olacaksin. Basarili olmak için bu çok önemli. Bir ögretmen disiplinli olacak. Mesela benim özel dersim oluyor. 10 Dakika sonra gitsem de olur. Bir sey fark etmez. Fakat ben hiç geç kalmadim. Verdigim randevulara sadik kalirim ve mutlaka bulunurum.
Çalisma hayatimla ilgili baska bir animda, Final dergisi dersanelerinde dört sene bölüm baskanligi yaptim. Orada söyle bir usül vardi : Bir ögretmen dersine 15 dakika önce gelecek. Geç gelirse maasindan cüz’i bir para kesiyorlar, kesilen paradan da tüm ögretmenlere yemek yediriyorlar. Bu yapilan ceza degil, bir uyariydi. Ben dört sene boyunca bes kurus ceza vermedim. Saatinde orada oldum. Bu yasta bile beni hala ararlar, davet ederler, hürmet gösterirler. Yani isini saatinde yapmak lazim.  

M.DOGANÖZ : Bir egitimci olarak, kariyer planlamasi yapmak isteyen gençlerimize ne tavsiye edersiniz ? 

F.ORHAN : Kariyer sahibi olmak tabiiki önemli, fakat kariyer sahibi olmakta illa bir üniversite bitirmek degil. Herkes bitiriyor üniversiteyi. Ayricalikli olmasi gerekiyor. Ayricalikli olmasi için de farkli olmasi gerekiyor. Tabiatta bir seleksiyon var. Elenmemek için elegin üstünde kalinmasi gerekiyor.  

M.DOGANÖZ : Eklemek istediginiz baska bir sey yada bir mesajiniz varmi ? 

F.ORHAN : Bizim köylüler genelde çaliskan ve verdigi söze sahip olan insanlar. Bugün ben köyde borç senedi duymadim. Bizim zamanimizda borç alinirken “Harman zamaninda ödiyecegim” diye alinirdi. Kimsenin de kimseye ödemedigi duyulmamistir.   

Bizim zamanimizda “kale spor” adli Futbol ve Voleybol kulübümüz vardi. Nallihanda, Beypazarinda resmi maçlar yapardik. Nallihanda kayitlari var. Formalari alinmis, rengi belirlenmis. Oynayanlardan Akçabayirli Mustafa vardi, çok iyi oynardi, Onun kardesi Nevzat, ben, Mehmet, Çayirhandan ögretmenler vardi,  yani okuyan takim oynardi. Öyle profosyonel degildik. Nallihan’i yenerdik, Beypazari çogunlukla bizi yenerdi, arasira da berabere kalirdik. 


6/1/2005

« Geridön