Kamagra 100 mg kamagra 100
Generic Cialis Uk Kamagra Oral Jelly Uk Generic Viagra Uk Viagra Online Uk Cialis Online Uk Cheap Kamagra Uk
BAŞARI ÖYKÜLERİ
Hulusi ILTEMIR

“Hulusi abi, köyümüzün ilk Ziraat Mühendisi. Erken yaslarda üzerine aldigi mesuliyeti bilinçli bir sekilde sonuna kadar tasiyip, gelecegine kendisi yön verenlerden. Isini ögrenerek yapmasi, medeni cesareti en önemli özellikleri arasinda. Diger büyüklerimiz gibi O’da,  mesleginden, bilgisinden ve tecrübesinden yararlanamadigimiz degerlerimizden biri.”   

1941 Yilinda Karaköy’de dogdum. Aklimin erdigi kadariyla hep arkadas grubuyla yasadik. Beraber öküz güttük, harmana, daga oduna, bostana, okula arkadaslarla beraber gittik. Tüm arkadaslar beraber degil, bazen ikisi, bazen üçü. Her gittigimiz yere arkadasla gider, arkadasla gelirdik. Hangimizin isi erken biterse, kalana yardim ederdik. Böyle bir hayatimiz olurdu. Arkadaslik grubu içinde çok samimi bir birlik vardi. Birimize bir laf söylense, grup olarak o söyleyenin pesine düserdik. Taslardik, bagina, harmanina giderdik. Neden bizim arkadasimiza bunu yaptin diye hesap sorardik. Böylece yarenligimizi ilerletir, bayramlarda beraber olurduk.  Dertlerimiz, hikayelerimiz, sorunlarimiz beraberdi. Bahçelerden armut, ayva çalar beraber yerdik. Birimiz de gözcü olurdu.   

Devletten ve büyüklerimizden çok çekinirdik  Büyüklerimiz bizim her seyimizdi. Bizi devamli kontrol ederlerdi. Eger bir yanlisimizi bulurlarsa babamiza söylerler veya kulagimizi çekerlerdi. Böyle bir baski altinda büyüdük.  

Köy hayatinda, arazisi az olanlar daha çok ortakçilik, gündelikçilik yaparlar,  çok olanlar ise kendileri ekerler veya ektirirlerdi. Geçim köy içinden temin edilirdi. Disaridan hiçbir malzeme alinmazdi. Ancak yaymaci veya basmacilar gelir onlardan alisveris yapilirdi.  

Bu sartlar altinda ben nasil kurtulurum diye önümüzde bir örnek vardi. Selehattin ZORLU agabeyimiz okumustu. Saçlarini uzatir, gezerdi. O zaman Hasanoglan ögretmen okulu vardi. Ilkokuldan sonra oraya gitmeyi düsündüm ve imtihanlarina girdim, fakat kazanamadim. Elimden tutan olmadigi için tek basima girmistim.  

Bir gün Fahri’yle (Orhan) beraber ötaka tarlalarimizda çalisirken nasil okuyacagimizi tartismaya basladik. Bana “Benim Beypazari’nda oturan Sallalli (Sariyar’li) ebem var, O’nun yanina gider okuruz” dedi. Beraber gitmeye karar verip durumu büyüklerimize anlattik. Onlar da bizim bu kararimizi destekledi. Beypazari’na gidip Sallalli Ebeye kira karsiliginda yaninda kalip okumak istedigimizi bildirdik. O’da kabul etti.  

Kendim Beypazari’na gidip Ortaokula kayit yaptirmak istedim. Fakat Hükümet Tabibinden rapor almak gerekiyormus. Bunu bilmiyordum. Hamdi KARAMAN diye serbest doktor vardi. O’na gidip 10 lira karsiliginda rapor aldim ve ortaokula kaydimi yaptirdim. Tahsil yillarim böylece baslamis oldu. Okul müddetince talebelikten baska bir sey yapmadim. Sikintilarla geçen üç yilin ardindan Ortaokulu bitirdim. Yol gösteren olmadigi için nereye gidecegime karar veremedim. Çantami ve diplomami alip Ankara Gazi Lisesi’ne kaydimi yaptirdim.  

Lise yillarim da çok zorlu ve kötü geçti. Ankara Itfaiye meydaninda tek basima aylik kirasi 20 lira olan bir ev tuttum. 80 Lira ile bir aile çok rahat geçinebiliyordu. Köyden ayda 70-80 yumurta ve tereyagi gelir, bunlarla hem hayatimi idame ettirir hem de okurdum. Para kazanmak çok zordu, kolay kazanilmiyordu. Ancak babam köyde sattigi pirinçlerle bana destek olabiliyordu. O’da destek olmazsa zaten okuyamazdim. Köyden de o siralar sehre gelen giden olmazdi. Ancak bir hasta oldugu zaman gelirlerdi. Bizde öyle alirdik havadisleri.


Bir Ramazan Bayraminda Ben, Tacettin ve Mehmet TASEL evimde oturuyorduk. Karnimiz aç, yiyecegimiz de yoktu. Yemek pisirdigimiz gaz ocaklarinin siselerini sattik, fakat ekmek almaya yetmedi. Bizim köylü Ibrahim AKTAS vardi. Terzilik yapardi. Yanina gidip, bir ekmek parasi istedik. Bize “Bugün daha ekmek alacak kadar para kazanamadim” dedi. Oradan çikip, Tacettin’in Atif bey mahallesinde kendisinin de bilmedigi bir akrabasi varmis. Araya araya o’nu bulduk. Kadincagiz bu bayram gününde bize üç tane yumurta kirdi. O yumurtayi belki üç ekmekle yedik.     

O dönem yarenlerimizle (Ben, Fahri, Tacettin, Mehmet TASEL, …) beraber okuldan köye geldigimizde tiyatro kurar, köylüyü temsile davet eder, odanin önüne kurdugumuz sahneye toplar, küçük-küçük temsiller oynardik.. Kalespor isimli futbol klübü bile kurduk. Beypazari’na ve Nallihan’a gider maçlar yapardik. Hatta masraflarimizi bile çikarirdik.

Lise bittikten sonra çesitli okullara kaydimi yaptirdim. O zamanlarda bazi okullar dereceyle, bazi okullarda imtihanla aliyordu. Tip fakültesi imtihanina girip 171. sirada 1.yedek olarak kazandim, fakat burs alamadim. Amacim burslu bir okulda okumakti. Ziraat Fakültesinden bana bir yazi geldi. Okulu üçüncü ve burslu olarak kazandigim yaziliydi. Çok sevindim. Selehattin agabeye durumu anlattim. “Madem burslu kazandin, dört sene okur mühendis olursun, git oku” dedi. Bende hemen gidip Ziraat Fakültesine kaydimi yaptirdim. Burs alabildigim için parasizliktan seçmistim bu okulu. 4 Yil okuyup Ziraat Mühendisi oldum. 

Ilk olarak Kastamonu- Bahçe Kültürleri Istasyonu’na tayinim çikti. Orada bir müddet çalistim. Sirasiyla Mersin – Evrendi, Bingöl,  Dis Kaynakli Çorum – Çankiri Kirsal Kalkinma Projesi, Urfa Teknik Ziraat Müdürü ve Ankara -  Teskilatlanma Destekleme Genel Müdürlügü’de çalistiktan sonra emekli oldum.   

Okulu ve Askerligi bitirip 25 yasimda evlendim. Zaten köyde askerden önce evlenme pek olmazdi. Kiz vermezlerdi. Cem adinda bir oglum, Candan adinda da bir kizim var. Oglum serbest Insaatçilik yapiyor. Kizim da Doktor, Kadin Dogum Uzmani.  

M.DOGANÖZ : Ilkokul döneminizde okulun ve ögretmenlerin durumu nasildi ?  

H.ILTEMIR : Okulumuzda tek ögretmen vardi. Tüm sinifi o idare ederdi. Bazen 5.siniflardan bir ögrenci birlere gelir bazen de üçüncü siniflara giderdi. Okulu ögrenciler idare ediyor gibi bir durum da söz konusu idi. Ögretmen bir sinifa ders anlatirken, diger sinif kendi basina ders çalisirdi.  

M.DOGANÖZ : O sartlarda okuldan bir seyler ögrenebildinizmi ?  

H.ILTEMIR : Insanlar ögrenmeye merakli olmali. Birde bazi seyler ihtiyaçtan dogmali. Toplumda ögrenmeye karsi bir baski vardi. Sizin çocuk ne yapiyor, okuyor mu, kaça gidiyor,  dersleri nasil gibi sorular sorulur, bu okur, bu okumaz, bu haylaz, bu tembel gibi yorumlar yapilirdi. Yani toplumun maliydik. Toplum deger verirse, degerliydik, toplum deger vermezse degerimiz yoktu. Bunun için de herkesten yardim almaliydik. Bilmedigimiz soruyu birilerine sorma ihtiyaci hissederdik.   

M.DOGANÖZ : Okuma istegi sizden mi geldi, ögretmeniz yada aileniz mi yönlendirdi ? 

H.ILTEMIR : Tamamen kendimden. Mesuliyet almistim ve bunun da bilincindeydim.  Ögretmenimiz ödev verir, aksamdan ödevi yapip sabaha getirirdik. Dersi derste ögrenmedik. Dersi ögretmenden ödev alarak alip aksama evde hazirlanarak ögrendik.    

M.DOGANÖZ : Okuma isteginize aileniz nasil tepki verdi ? 

H.ILTEMIR : Ailemin zaten fazla geliri yoktu. Okumam için yönlendirmeleri de olmadi. Ileriyi görmüsler ki okumama karsi çikmadilar. Burada kalip bize yardim et diye telkinleri olmadigi gibi, “Her seyimi satar yine seni okuturum” derdi babam.  

M.DOGANÖZ : Kariyer plani yapmak isteyen gençlerimize ne önerirsiniz ? 

H.ILTEMIR : Gençlerimiz ne yapmak istediklerine küçük yaslarda karar vermeli. Ailesiyle birlikte oturup “Ben neyim, ne yapabilirim, kabiliyetim, hünerim nedir?”  diye tartismalilar ve karar vermeliler. Bundan sonra basamak-basamak takildiklari yerlerde yardim almalilar. Bazi ufak tefek engeller çikabilir, ama yilmasinlar, bunlari asmak çok kolay. Yeter ki yardim alsinlar ve yardim almayi da bilsinler. Korkmasinlar, yoksa kaderlerini sartlar tayin eder ve yanlis yollara sapabilirler.  

M.DOGANÖZ : Eskiden köyümüzde Organik tarim yapilirdi. Yedigimiz meyve-sebzelerin kokusunu, tadini alirdik ve güvenle yerdik. Günümüzde ise yiyeceklerin gerek hormonlu olusu, gerekse gidalarda ortaya çikan ve insan sagligina zararli oldugu söylenen tarimsal ilaçlar, insanlarimizdaki beslenme aliskanliklarinin degismesi, saglikli ve dogal gidalara talebin artmasi, Organik tarimin önemini bir kez daha ortaya çikardi. Köyümüzün geçim kaynaklari arasinda da tarimin yeri ve önemi büyük.  Ziraat Mühendisi olarak köylülerimize bu konuda neler söylemek istersiniz ? 

H.ILTEMIR : Tarim konusunda meslegim geregi büyük tecrübelerim var. Degisik kuruluslarla çalistim. Dünyada yapilan tarimi taniyorum ve takip ediyorum. Tarimda mekanizasyon sart. Mekanizasyona geçmeyen tarim, tarim olmaz. Mekanizasyona geçince de arazi toplu, büyük ve yeteri kadar olmali. Geleneksel tarimla bir yere gelinmez. Ancak karin tokluguna isler yürür, sistemli yürümez, açik hava fabrikasi kurulamaz. Tesadüfler hakim olur, sonu belli olmayan ugrasa döner, bir is bulunup kaçmak için firsat kollanir.

Tarim sürekli olacaksa, büyük bir isletme haline gelmeli. Babadan ogula da bir fabrika gibi devredilmeli. Bu sartlar disinda hangi tarimi yaparsaniz yapin fazla verim alamazsiniz.

Organik tarim, tutulan bir tarim, fakat çiftçiler birbirine destek olmali, bir araya gelmeli. Aksi halde çiftçilikle bir yere varilamaz.. Çiftçi birlikleri kurulmali. Yaren dedigimiz üç-bes kisi bir araya gelmeli. Hedeflerini koymalilar. Örnegin Nallihan’da, Polatli’da baska bir çiftçi birligiyle birlesip Ankara’da bir hal veya borsa kurabilirler. Böyle bir birlik insanlari kalkindirir. Fakat mekanizasyon olmadigi için kimse çiftçilige hevesli degil, hep kaçmaya bakiyorlar.  

M.DOGANÖZ : Yakin döneme kadar, arkadaslik, yarenlik ve komsular arasinda da gubasik vardi. Simdi bunlari görebiliyormusunuz ?   

H.ILTEMIR : Hayir. Zaten böyle bir sey simdi olmaz. Insanlarin sorunlari kendilerine yetiyor zaten. Her dünyaya gelen degisik sorunlarla geliyor. Önceden biz gelecekle ilgili bir sey düsünmezdik. Babam çiftçi ise ben de çiftçi olurum düsüncesi vardi. Zaman geçtikçe sorunlar da artmaya basladi. Isletme, açik hava fabrikasi veya bir çiftlik olursa gelecekten kimse endise etmez, huzursuz da olmaz. Ama böyle bir sisteme geçilmedigi için, herkes kendi basina hareket ediyor ve köylerde huzursuzluklar çikiyor. Bizim dönemimizdeki gibi eskisi kadar menfaat, arkadaslik, yarenlik veya isbirligi kalmadi. Önceden her yere beraber gidiyorduk, simdi kimse yan yana bile yürümüyor.  

M.DOGANÖZ : Köylülerimize bir mesajiniz varmi ? 

H.ILTEMIR : Herkes yolunu, kaderini çizmeli. Köyde yasayanlar tarim isletmesi haline gelmeli. Bilgileri toplayip ve destegin neren alindigini ögrenip ailesiyle beraber karar vermeli. Arazileri birlestirip tarima dayali hayvanciligi gelistirebilirler. O isletme kendiliginden gelisir, büyür . Bunlar olmadigi müddetçe yarinin ne olacagini söylemek çok zor. 


7/22/2005

« Geridön