Kamagra 100 mg kamagra 100
Generic Cialis Uk Kamagra Oral Jelly Uk Generic Viagra Uk Viagra Online Uk Cialis Online Uk Cheap Kamagra Uk
BAŞARI ÖYKÜLERİ
Nurhan ÖZKAN ÖZYÜREK

“Hakkinin Mustafa’nin Nurhan, Köyümüzün ilk hemsiresi. Kendi deyimiyle “Garadedenin gara gizi”. Meslegine olan sevgisi,  saygisi ve basarilarindan dolayi, köyümüzde kendinden sonra gelen kizlarimizin bu meslegi seçmesinde örnek olmus. “Insan yenilmek için yaratilmamistir, insan yok edilebilir, ama yenilemez” düsüncesini  tasiyanlardan. Yasadigi zorluklardan yilmayan, inadina zorluklarin üstüne giden ve üstesinden gelen bir yapiya sahip.”  

Ben Karaköyden Nurhan ÖZYÜREK. Kafakagidima göre ise Ferahnaz. Öyle yazilmis. 1942 Pekmez ocagi dogumluyum. Ikiz olarak dünyaya geldim. Ikizim Perihan ÖZYÜREK UYKULU. Nüfusa 1.1.1943 dogumlu olarak yazilmisim. Hayatimiz zor sartlarda geçti o dönem. Okumak falan çok zordu. Okul dönemine kadar üç çocuk, ben, Perihan ve dayimin oglu Mehmet TASEL üçüz gibi büyüdük. Ilkokul çagimiza geldigimizde anonsla ilkokula basladik.   

Kafakagidimda adimin Ferahnaz oldugunu okulda ögrendim. Nezihe ögretmen beni Ferahnaz diye çagirinca “Oh ne güzel, ögretmen bana isim takti” diye de sevinmistim. Perihan ise üzülmüstü, bana isim konmadi diye. Bir hafta temizlik ve hazirlik yaptiktan sonra, nüfus kagidigimizda 1943 yazdigi için, Nezihe Ögretmenimiz bizi kabul etmedi. Ters ve agresif biriydi. Bir hafta sonra gerçek kayitlar yapilmaya baslayinca ay farkindan dolayi bizi okula almadilar. Mehmet 1942 dogumlu oldugu için basladi. Beni kardesimle geri gönderdi. Bu arada ben babamla ise gitmistim. Evde degildim. Köyün ileri gelenleri Perihan’i alip okula gitmisler ve kayitlarimizin yapilmasi için ögretmene ricada bulunmuslar. Ögretmen de “Birini idare edebilirim, digerini edemem. Müfettis gelirse zor durumda kalirim” diye Perihan’i kaydetmis. Ikizimle ilk defa böyle ayrildik. Eve geldigimde Perihan’i sordum. Okula basladi dediler. Bir yil okulun bahçesinde durdum. Teneffüslerde Mehmet ve Perihan yanima gelirlerdi. Ben bir yil sonra basladim. Okul 2 sinifti. 1-2-3. siniflar bir, 4-5. siniflar bir okurdu. Geriden gelmeme çok üzülürdüm.  

Ilkokul bittikten sonra bir yil babama yardim ettim. Benim gücüm yettigi için beni yaninda tasirdi. Babam çok modern oldugu halde oglu olmadigindan dolayi beni okula göndermek istemedi. Hem bakkali, hem kahvehanesi vardi. Hem de çiftçilik yapiyordu.   

Nallihan Ortaokuluna kaydimi köyün ileri gelenlerinden biriyle yaptirmistim. Kayit islemleri bitinceye kadar, köyün arabasi geri dönmüstü. Çayirhanda Hamide diye bir arkadasim vardi. Onlarla Çayirhana indim. Sabah ezanindan önce kalktim, alacakaranlikta sokaklarin aralarindan geçerek, Davutoglana, oradan bentbasina, oradan da karsiya geçerek Tokolbükündeki tarlaya geldim. Annemle Perihan da çeltik otu ayiklamak için yeni gelmislerdi. Annem çok üzüldü. Gün agarirken yenice gelmistim çünkü. Kiz basina gece vakti yola nasil çikarsin diye sitem etti. Aksama kadar ot ayikladik. Eve geldigimizde babam üzgün ve sinirliydi. Okula gitmemi istemiyordu.  

Okul dönemi basladigi halde, çeltik biçilecek, deste kalkacak diye iki ay gecikmeli olarak Nallihan’a gittim. Ilk girdigim ders Ingilizce idi. Kagit çikarin dedi ögretmen. Yanimdaki arkadasa “Bu kagitla ne yapacagim diye” sordum. “Simdiye kadar ögrendigimiz Ingilizcenin kontrolu ve denemesi var” dedi. Ingilizcenin “I” sini bile bilmedigim için “Sifir” aldim. Sonra ögrenecegim diye hirs yaptim ve çok iyi de ögrendim.  

Çok zor sartlarda bitirdim Ortaokulu. Köyden unumuz-teknemiz gelir, ekmegimizi kendimiz yapardik. En lüks kahvaltimiz, demledigimiz çaya, çarsidan aldigimiz somun ekmegini batirip yemekti. Katik yoktu. Yaktigimiz ocagin önüne çaydanligi sürer, oradan kaynatmaya çalisirdik. Seker ve çay da azdi. Sadece Pazar günleri yapardik bu lüks kahvaltiyi. Diger günler taanasi falan pisirirdik. Cumartesi ve Çarsamba günleri ögleden sonra sosyal faaliyet yoksa bos geçerdi. Ben de bu bosluktan faydalanmak ve ögleden sonra bazlamaç pisirmek için Çarsamba günü sabah hamur karar, öyle okula giderdim. Bir anons gelirdi, Mehmet Akif günü kutlanacak, herkes saat 13:30 da büyük anfide toplansin diye. Evde hamurumun oldugunu anlatamazdim. Bu yüzden tarihten nefret ettim. O zamanlarda Amerikan yardimlari yapilirdi. Kutu-kutu yaglar dagitilirdi. Onlarla idare ederdik.  

Babam “Eger 1 tane bile zayif getirirsen eve gelme, kendini Murtaza köprüsünden (Davutoglan-Nallihan yolu, Aladag Çayini Baraja baglayan bogazda) asagi at” dedi. Ilkokuldan sonra bir yil bos gezmeme ve ortaokula da iki ay geç gitmeme ragmen zayifsiz geldim. Ortaokuldan sonra tekrar bir yil boslugum oldu.

 

Sonra hemsire okuluna basladim. Dört yil hemsire okulunda devam ettim. Hemsire olarak mezun oldum. Cuma günü okul bittikten sonra Gülten UYAR hocam “Pazartesi günü beni Hacettepe’de bul” demisti. Pazartesi günü kendisini buldum ve ayni gün beni Hacettepe’de ise baslatti. Yani Cuma günü mezun oldum, ilk Pazartesi günü de ise basladim. Dört ay orada çalistim. Izin dahi kullanmadim. Sonra tayin meselesi geldi. Beni aramaya basladilar. Izmir’e tayinimi istedim. Çünkü birinci gelen arkadasim Izmir Gögüs Hastaliklarindaydi. Sehri çok begendigini ifade etti. Gençlik dolayisiyla heveslendim ve  oraya gittim. Dört ay çalistiktan sonra annemin israriyla Ankara Hastanesinde 2.Cerrahi’ye basladim. Bir hafta sonra sorumlu hemsire olarak oranin yetkilisi oldum.  

1966-1985 Tarihleri arasinda Ankara Hastanesinde Beyin ve Üroloji Servisi’nin yetkilisi olarak çalistim. Geçirdigim bir ameliyat yüzünden 1 yil evde dinlendim. 26 Yil çalistiktan sonra emekliligimi istedim.  

Emekli olduktan sonra Sekerbank’a basladim. Dokuz sene de burada çalistim.  

1968 Yilinda Özdiker ÖZKAN beyle izdivaç yaptim. Bir kizim bir oglum oldu. Evlenene kadar hayatimda geçirdigim zorluklara ragmen, evlendikten sonra büyük piyango Riza ÖZKAN diye düsünüyorum. Iyi bir ogul yetistirmisler. Beni el üstünde tuttular. Halen mutlulugum devam ediyor. Bir sikintim oldugunu da düsünmüyorum.   

M.DOGANÖZ : Hemsire olmaya nasil karar verdiniz ? 

N.ÖZKAN : Ismini tam hatirlamadigim Türkan yada Ülkü hanim diye biri vardi. Apandist ameliyati olmustu. Raporluyken bize geldi. Propaganda amaçli bir konusma yapti. O’ndan ögrendim hemsire okulunun hem yatili ve rahat oldugunu, hem de para ve yemek verdiklerini. Ortaokul müdürümüz Sevki bey de son siniftayken  babami çagirdi. “Siz bu kizi okutun çok cevval, okur ve yükselir. Çok çaliskan” dedi. Babam da beni okutmaya karar verdi. 

Ortaokuldan sonra Yenimahalle Lisesine geldim. Yenimahalle-Nur Sokak’ta Eskiden bizim hizmetkarligimizi yapan Hüseyin amcayi bulduk. O’nun bir göz odasini 350 liraya kiraladik ve Mehmet TASEL’le birlikte kalmaya basladik. Bir yil orada çok zor sartlarda rezil bir vaziyette hizmetçi gibi yasadik ve okuyacagiz diye ugrastik. Babam “Bir yil burada kalacaksiniz, eve geleceksiniz, sonra düsünürüz” dedi. Ben de bir yil Yenimahalle Lisesi’nde okudum. Ikinci yil zaten Hemsire Okulu aklimda vardi. Dilekçe verdim. Kabul gördü. Böylece hayatim degisti. Yatiliydi. Yeme-Içme her sey hazirdi. Çalismak bana viz geliyordu. Lüks gördüm orayi. Dört yil okudum. 

Bizim dönemimizi de mesleki açidan iyi yetistirdiler. Teorik derslerimizin yaninda pratik derslerimiz de vardi. Stajimizi hastanede gördük. Her türlü bakimimiz ve kontrolümüz yapilirdi. 06:45 ‘Te tam tekmil çalisma kiyafetini giyer, ünite ve hasta bakimi yapar, 09:45 te de derse girerdik. 15:45’e kadar ders görür, 16:00 dan 19:00’a kadar tekrar servis alirdik. Agir sartlarda egitim gördük. Ingiliz hükümetiyle bizim hükümetimiz anlasma yapmisti. Anlasma geregi her katta bir Ingiliz bir de Türk hemsire Süperwiser’imiz görev yapiyordu. Ingiliz hemsireler arkamizda pire gibi dolanirdi. Ögretmenlerimiz Profesör, Doçent ve Doktordu. Yani hepsi kaliteli ögretmendi. Bizi dört dörtlük bir hemsire olarak yetistirdiler.  


12/12/2005

« Geridön