Kamagra 100 mg kamagra 100
Generic Cialis Uk Kamagra Oral Jelly Uk Generic Viagra Uk Viagra Online Uk Cialis Online Uk Cheap Kamagra Uk
BAŞARI ÖYKÜLERİ
Ibrahim AKIN

Berberlerin Ibrahim abi ile baharin ilk günlerinde, Ankara-Kizilay’daki yazihanesinde bulustuk. Gülen yüzü, etrafa yaydigi pozitif enerji ile insanin içini isitiyor. Kendisiyle ve hayatla barisik. “Evrende degismeyen tek sey degisimdir” sözünü ilke edinenlerden. Sürekli kendini yenileyen, kendini asmaya çalisan, kendisiyle yarisan farkli bir büyügümüz. Çok keyifli bir sohbetimiz oldu. Söyledikleri köyümüzdeki anlayisin son 50 yilda nereden nereye geldigini ortaya koyacak nitelikte. Köy okullarinin halini, ögretmenin önemini, kendisiyle yarismanin ve basarili olmanin sirrini bu söyleside bulacaksiniz. 


Ibrahim Akin : "Bizim zamanimizda köyden bir adamin disari çikmasi çok zordu. Sizin zamaninizda da böyleydi. Hatta dayin anlatiyor, Ankara’dan gelmisler itfaiyeci aramislar, babasi razi olmamis, göndermemis. Bir ise girmek için can atiyor. Köyde ne olursa olsun, fakir adam, öyle zengin, köyün agasi falan degildi Esref dede, ama adami göndermemis, böyle bir sey vardi. Kimse okumuyordu. Okuma gelenegi de olusmamisti. Iste o aralar babam merak etti, sagolsun beni ortaokula gönderdi. Göndermiyebilirdide. Zaten çoguda göndermedi.

Bizim dönemde benimle yasit olanlardan bir ben gittim okula. Benle beraber 5.sinifi bitirip okula giden yok. Benden önce grup grup gidenler var. Ilk defa Selehattin bey gitmis. Ondan önce kadi Nurinin kizlari vardi, ögretmen okulunu birakmislar. Cahil ama, arif bir adamdi. Ondan sonra bir grup daha gitmis. Hulusi abi, Fahri hoca, Dr. Mehmet abi falan, bir heves varmis o zaman. Ondan sonra Cemalettin, Hüdayi beyler gitmis. Ondan sonra bir grup daha gitti. Musa, simdiki muhtar Kadir, Mustafa, onlarida gönderdiler. Yalniz onlar okumadi. Onlardan sonrada ben gittim. Benden sonrada pek sik giden olmadi. Simdide köyün içinden giden okuyan çok az. Gerçi simdi kimse kalmadi.

Okul çok zordu o zaman, dogru dürüst egitim de görmedik. Sonradan  ögrendik. okuma yazmasini. Ilkokuldan çikmisiz ama, ögretmenler de kötüydü. Herkesten fazla çalismak zorunda kaldik. Ortaokulda benim 9 tane zayifim vardi. Toplam ders 12 idi. Zor okuyorduk. Hatta müzik dersi vardi. Hocasi Mehmet Ali Kayikçi idi. Ilkokuldan gelir, Akordiyon çalardi. Ilkokulda da müzik dersine girerdi. Herkese notalari ögretmis, bizim dersimize girdi, herkes kitabini açti, notalari söylemeye ve kimisi de flüt çalmaya basladi. Sözlü oluyorduk. Herkes çaldi, sira bana geldi. Fis fis kayikçi, (sol sol la la fa fa) bende okudum. Hoca bana bakti “Sen git Karaköy’ün buzagilarini güt” dedi. Tabii çok bozuldum. Sonra bana bir hirs geldi, asagilik kompleksine kapilmamak için vargücümle çalistim ve sonra sinifimi basariyla geçtim. Yedinci dönem en iyi dersim cografya idi en sevdigim derste cografya idi ayni zamanda. Orta sonda ve lise  sonda okulun en iyilerindendim diyebilirim. Sonra Ankara da yatili bir ögretmen okuluna gittim. Yalniz ben Istanbul da Kabatas erkek lisesinde okumak istiyordum. Babam Almanya da isçiydi beni bu özel okulda okutabilirdi ama olmadi. O yillarda ögretmen okullarina müthis bir ragbet vardi. Buralara girip okumak da meseleydi. En iyi tarafi da bedava olmasiydi. Genelde zeki ve çaliskan çocuklar toplandigi için basari ortalamasi yüksekti Bugün bakiyorum da benim dönemimdeki arkadaslarimin hiçbirisi ögretmenlik yapmiyor. Hepsi yüksek düzeyde memur. Ögretmenlik yapmaya basladigim siralarda evlendim, esim de ögretmendi. Bu arada Ankara Gazi Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitü’sini bitirdim, brans ögretmeni oldum. Yine ögretmenlik yaptigim yillarda tekrar üniversite sinavlarina girerek Hukuk Fakültesini kazandim, su anda da avukatlik yapiyorum. 1986’dan bu yana ayni meslegi devam ettiriyorum. Esim 1998’de ögretmenlikten emekli oldu. Kendisi fen bilgisi ögretmeni idi. Avukatlik meslegim boyunca üç tane mesleki kitap yazdim. Büyük oglum Bamsi ODTÜ Maden mühendisligi bölümünden mezun oldu. Küçük oglum Tansu ise Hukuk Fakültesi’ni bitirip benim gibi avukat oldu.Tansu ile beraber yazdigimiz tez ve kitaplarimiz mevcut. Tansu bir süre BM de avukatlik yapti. Su anda serbest avukat olarak Istanbul’da çalisiyor. Yazdigimiz bir kitap su anda üniversitelerde okutuluyor. Su anda bu kitabin bir benzeri Türkiye’de yok sanirim.

M.DOGANÖZ: Basarili bir hayat grafiginiz var zor olmadi mi bu ?

I.AKIN: Hiç zor olmadi. Biz hayata iyimser ve idealist gözle baktim. Her seyi oyun gibi algiladim. O kadarda önemsemedim. Hem ögretmenligi hem de avukatligi severek yaptim.  18 yil okudum, sinifta hiç kalmadim. (5 ilkokul, 3 ortaokul, 3 ögretmen okulu, 3 gazi egitim, 4 hukuk) Hatta eylüle bile kalmadim. Ben bu dersi yapamiyacagim, basaramiyacagim diye aklima gelmezdi. Daha iyi nasil yaparim diye düsünürdüm.

M.DOGANÖZ: Kariyer planlamasi yapmak isteyen gençlerimize ne önerirsiniz ?

I.AKIN: Hayati oyun gibi algilasinlar, (abartmamak sartiyle), basaramiyacagim diye düsünmesinler, severek yapsinlar ve kendilerine güvensinler. Ama basinda negatif düsünmeye baslarlarsa hep negatif gider. Daha iyi nasil yaparim diye düsünürlerse, basarisizlik diye bir sey olmaz. Hep kendileriyle yarissinlar.

M.DOGANÖZ: Köylülerimize bir mesajiniz varmi ?

I.AKIN: Kendilerini yenilemeleri lazim. Yenilemezlerse hep oldugu yerde kalirlar. Çag bu çag. Farkli düsünmeli, farkli olmalilar. Sen polistin, herkesten farkli düsündügün için baska bir alana geçtin. Özgeçmis yazarken “Avukatim, okulu bitirdim su su davalara baktim” diye yaziyorsun. Bunu her avukat zaten yaziyor. Fakat “bilgisayari iyi biliyorum, birde kitap yazdim” dedigin zaman farkin ortaya çikiyor."


5/23/2005

« Geridön